HABERLER
daha fazlası >
  • DEVAMINI OKUYUN
    145 Gün Önce
    ASKERLİK DURUM BELGESİ E-DEVLET TEN ALINABİLİR

  • DEVAMINI OKUYUN
    303 Gün Önce
    Dekanımız Prof.Dr.Saffet KÖSE'nin Ramazan Ayı Mesajı

    “Ramazan Ayı bir yıl boyunca bizi Allah’ın rızasına şarj eder”


     


    Ramazan Ayı’nın manevi hayatımıza etkileriyle ilgili bir açıklama yapan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Saffet Köse, bu ayın  içinde diğer aylarda olmayan fıtır sadakası gibi ibadetlerin de bulunduğunu dolayısıyla ramazanın tüm ibadetleri barındırdığına dikkat çekti.  Ramazan’ın maneviyatının bütün halinde bizi kuşatması gerektiğini belirten Prof.Dr. Köse, “Yapılan ibadetlerle birlikte Ramazan, önümüzdeki Ramazan’a kadar bizi iyiliklere, sevaplara, Allah’ın rızasına şarj eder” dedi.


     


    “Dindarlık seviyesi yüksek ama ibadetler ruhuyla yapılıyor mu?”


     


    Diyanet İşleri Başkanlığının yaptığı son araştırmaya göre insanımızın dindarlık seviyesinin yüksek olduğu sonucunun görüldüğünü kaydeden Prof.Dr. Köse, bunun davranışlara da yansıması gerektiğine dikkat çekti.


    “Ülkemizde farz kılınan ibadetleri yerine getirenlerin oranı çok yüksek.  Ama ibadetlerin ruhuyla ilgili aynı şey var mıdır bu konuda soru işareti var. Çünkü ibadetlerin insanı olumlu manada değiştirmesi gerekir. Değiştirmiyorsa orada kuru bir şekilcilik var demektir.   Peygamberimiz, ‘Allah’ın, sizin aç kalmanıza ihtiyacı yoktur’ der. Bu ayda kötü alışkanlıklardan uzak durup, oruç biter bitmez eski kötü alışkanlıklara dönülürse oruç şekli olarak yapılan bir ibadet haline gelir.  Namaz kılıp ya da Hac ibadeti yapıp arkasından haram işlere devam edilemez. İbadetin şekline olduğu kadar ruhuna da önem vermek lazım. Aksi takdirde namaz spordan öteye geçmez. Oruç sadece perhiz, Hac sadece seyahat olur. Kurban sadece et olur. Allah’ın bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur. Oruç, teravih ve i’tikaf, Kur’ân okuma gibi bir dizi ibadet yapılan Ramazan ayı, sonrasında da haram kılınan şeylerden uzak durulursa yapılan ibadet tövbe yerine geçer. Aynı kötü alışkanlıklara devam edilirse günahlar fazlalaşarak artabilir” diye konuştu. 


    “Oruç tüm organlarla bir tutulmalı”


    Orucun aynı zamanda helalde kalmanın eğitimi olduğunu, bütün organlarla bir tutulursa anlam kazandığına vurgu yapan Prof.Dr. Köse, orucun anlamının aç, susuz kalmak olmadığını ifade etti. Prof.Dr. Köse, “Peygamber Efendimiz ‘Nice oruç tutan vardır ki tuttuğu oruçtan onun yanına kalan sadece açlıktır’ der. Buna göre oruç bütün organlarla tutulursa anlamlı olur. Bu bağlamda oruç tutan mü’min eliyle haramı tutmamalı, eline oruç tutturmalı. Gözüyle harama bakmamalı, gözüne oruç tutturmalı. Kulağıyla haramı dinlememeli, kulağına oruç tutturmalı. Ayağıyla harama gitmemeli, ayağına oruç tutturmalı. Beyniyle haramı düşünmemeli, beynine oruç tutturmalı. Bir bütün olarak oruç tutulursa, oruç insanı tutar” dedi.   


    “Oruç, açları, susuz kalanları hatırlatmalı”


    “Oruç aynı zamanda aç ve susuz kalmış insanları da hatırlatmalı”diyen Prof.Dr.Köse, açlığın hala dünyanın ciddi sorunlarından biri olduğunu kaydetti. Prof.Dr.Köse  şöyle devam etti: “Günümüz dünyasında temiz içme suyundan mahrum çok sayıda insan var. Oruç, bu insanları da düşünmemizi gerektiren bir ibadettir. İnsanlar aç, susuz kalıyor da; açları susuzları hatırlamıyorsa orucun bir tarafı eksik kalıyor demektir. Neden çok nafile oruç tutuyorsun diye Yusuf (a.s.) Peygambere sorduklarında o yüce peygamber şu cevabı veriyor: “Ben şu anda  devlet hazinelerinden sorumlu bakanlık görevini yürütüyorum. Bana açlar geliyor. Oruç tutmaz isem açları anlayamamaktan endişe ediyorum. O sebeple çok nafile oruç tutuyorum diye cevap verir.”


    “Lüks sofralarda oruçlarınızı sakatlamayın”


    Orucun insana açları hatırlatırken; diğer taraftan lüks, israf dolu sofralardan uzak tutması gerektiği uyarısında bulunan Prof.Dr.Köse, “Savurganlık  ve israf İslam ruhuna uymaz. Müslümanların tüm insanlığa farklı bir borcu var. Bu da, son derece bencil hale gelmiş insanlığın gittiği yolun yol olmadığını göstermek ve İslam’ın ana dinamiğinin paylaşmak ve başkası için de yaşamak olduğunu göstermek, bu yöndeki kurumsal yapıları gündeme sokmaktır. Bugün lüks ve israf içinde bir kişinin iftarıyla ya da bu sofrada ortaya çıkan israf ile birçok kişinin doyabileceğini görmek üzüntü vericidir. Oruç tutan Müslümanlar olarak tüm insanlığı kuşatmamız, yardım etmemiz lazım. Lüks ve israf dolu sofralarda oruçlarımızı sakatlamamız gerekir” şeklinde konuştu.


    “Bayramlar fırsat olarak değerlendirilmeli”


    Bayramların tatil olmadığını manevi değerinin oldukça yüksek günler olduğunu hatırlatan Prof.Dr. Köse, “Bayram, akrabaların, dostların buluştuğu, kaynaşma ortamın olduğu, küslerin barıştığı, coşkulu müstesna günlerdir. Tatiller ise bir kaçışı ifade ediyor. Bu bayram ruhuyla örtüşmez. Kalabalıklar içinde yalnızlaşmış günümüz insanının hiç değilse bayramlarda olsun yalnızlığını gidermek, Allah’ın ve peygamberimizin çok değer verdiği akrabalar arası sıkı ilişkiyi yaşanmak gerekir. Zaten günümüzde insanlar çok az bir araya geliyor. Birbirini tanımayan akrabalar var. Unutulmaya yüz tutan gelenek göreneklerimiz var. Hiç değilse bayramları fırsat olarak değerlendirmeliyiz” dedi.

  • DEVAMINI OKUYUN
    306 Gün Önce
    Üniversitemizin ve Fakültemizin Çeşme Sheraton Otelde Düzenlenen Arap-Türk İş Forumunda Tanıtımı Yapıldı.

    Üniversitemizin ve Fakültemizin Çeşme Sheraton Otelde Düzenlenen ArapTürk İş Forumunda Fakültemiz Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Tarafından Tanıtımı Yapıldı.






















  • DEVAMINI OKUYUN
    350 Gün Önce
    İslam'da Kadın ve Temel Problemlere Akademik Bakış























    İslam'da Kadın ve Temel Problemlere akademik bakış


    Kadına asla el kaldırmayan bir Peygamberin ümmetiysek bu cinayetler niye?


    ‘İslam'da Kadın ve Temel Problemler’ Paneli İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi ile İslami İlimler Fakültesi iş birliğinde düzenlendi.


    İzmir Milletvekili Nesrin Ulema’nın da katıldığı panelin Moderatörlüğünü İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Saffet Köse üstlendi.  İKÇÜKAM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Elif Deniz’in sunumuyla başlayan panelde; Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Doç. Dr. Huriye Martı, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Ülfet Görgülü, İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Safinaz Asri panelist olarak yer aldı.


    Paneli Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Turan Gökçe, Genel Sekreter Gülten Gültekin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı temsilcileri, Müftülük, ilahiyat fakülteleri öğretim üyeleri ve öğrencileri, kadına karşı şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, öğrenciler izledi.


    “Yükseköğrenimde hedef %100”


    İzmir Milletvekili Nesrin Ulema, iktidarları süresinde kadını ilgilendiren ve kız çocuklarıyla ilgili politikaları eğitim, sağlık, istihdam ve şiddet başlıkları altında ele aldıklarını kaydetti. Ulema 2014-2015 verilerine göre ülkemizde ilköğretimde kayıtlı olan kız çocuklarının oranının yüzde 99’lara ulaştığını belirterek; “Ortaöğretimde bu oran yüzde 80’lere çıktı. Hedefimiz yüzde yüz. Üniversitede eğitim gören kızlarımız oranı 2002’de yüzde 30’lar seviyesindeydi. Bugün Türkiye’nin her iline kurulan, İKÇÜ gibi yeni üniversitelerin kurulmasıyla birlikte oranımız yüzde 45-50 seviyesine çıktı. Burda da hedefimiz yüzde yüz seviyesidir” dedi.


    “İstediğiniz kadar yasa çıkarın…”


    Kadının istihdamdaki oranını ise yüzde 20’lerden yüzde 30’lara çıkardıklarını belirten Ulema, bu konuda daha da çok yolmak gerektiğini vurguladı. Üniversitelerdeki kadın sorunları ve araştırma merkezlerinin önemine de vurgu yapan Ulema, İKÇÜ’deki merkezin çalışmalarından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Kadına yönelik şiddet konusuna değinen Ulema, “Çok gelişmiş ülkeler de bunla mücadele ediyor. Bunun eğitimle de eğitimsizlikle de ilgisi yok. Eğitimli kesimde de buna şahit oluyoruz. 2012’de AB Konseyinde imzaladığımız ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetle ilgili kanunu meclisinde yasalaştıran ilk ülkeyiz. Bunla ilgili birçok çalışmalar yaptık. Görüyoruz ki bu çalışmalar yeterli değil. Bu toplumun temel direğini oluşturan İslam Dininin kadını nerede tuttuğu, nasıl değer verdiğini gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde anlatmalıyız. İstediğiniz kadar eğitim verin, istediğiniz kadar yasa çıkarın, aslında elimizdeki en büyük güç olan dinimizi ve gerektirdiklerini üstüne basa basa uygulayarak yeni nesillere aktarmak canlı tutmak gerekiyor”


    Kadına asla el kaldırmayan bir Peygamberin ümmetiysek bu cinayetler niye?


    İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse de kadına yönelik şiddet ve cinayetlerdeki artışa dikkat çekerek, “Bu kadar dinine bağlı, yüzde 99’u Müslüman bir ülkede bu niye olur? Bunu sorgulamamız lazım. Kadına asla el kaldırmayan bir Peygamberin ümmetiyiz. Hz. Peygamberimiz karıncayı bile incitmeyen bir insan. Ama insanlar niye cinayet işleyebilir?” diye konuştu.


    “Cinsiyeti bir üstünlük meselesi yapmanın hiçbir dini dayanağı yoktur”


    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Ülfet Görgülü, hukukun süjesi olan kadın başlığında bir sunum yaptı. Dr. Ülfet Görgülü, kadına ayrım yapılmadan insan manasıyla yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak; “Kurân, kadın ve erkeğin tek bir nefis olduğunu aynı insanlık özünden yaratıldığını söyler. Aynı özden yaratılmış ve birbirine eş kılınmış olma eş değer olmak demektir. Cinsiyeti bir üstünlük meselesi yapmanın hiçbir dini dayanağı yoktur. Kuran’ın benimsediği tek üstünlük aracı takvadır. Maide Suresi 32. Ayet der ki; “Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur” Sadece bu ayeti bile düşünürsek, şiddet kime karşı olursa olsun ama özellikle kadınlara uzatılan elin, dilin ve uygulanan her türlü şiddetin hesabı; onu Yaradan’a verilemeyeceği çok açık bir şekilde ifade edilmektedir” dedi.


    “Şiddeti kabul eden algıyı irdelemeliyiz”


    Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Doç. Dr. Huriye Martı, sünnet perspektifinden kadına yönelik şiddeti irdeledi. Şiddet konusunda farkındalığın yerleşmesi gerektiğini belirten Doç. Dr.  Martı, “Hangi yaşta, hangi cinsiyette, hangi kariyerde olursa olsun; ev hanımlarından tutun da üniversitedeki akademisyenlere kadar kendisini şiddetten arındıramamasının altında yatan zihinsel kabulleri farkına varmasını sağlamalıyız. İnsan kendisi kadar değer verdikleri varlıklara özen gösterir. Kendisiyle eş değer görmediği kişiye hoyratlaşır. Bizim toplumumuzda erkeğin değeri konusunda yanlış kalıplar var. Bir kız çocuğu ile erkek çocuğunun dünyaya gelmesinde yaşanan tepkiler bile farklı. Sadece erkekler de değil kadınlarda da bu var. Eğer kızı varsa ikinci çocuğunun mutlaka erkek olmasını ister. Peygamber Efendimiz hadislerinde der ki; ‘Kadınlar erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır’ ‘Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın emaneti olarak helâl kıldınız’ Emanet bilinci şiddetin önlenmesinde çok önemli bir bilinçtir” şeklinde konuştu.


    “Eşitliği gerçekleştirseydik şu an aynı sorunları tartışıyor olmazdık


    İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç.Dr.Safinaz Asri tarihsel süreçte kadının din eğitimi içindeki yerini analiz ettiği sunumunda “1923-1933 arasında din eğitiminin kurumlardan kaldırıldığı, 1933-1949 arasında hiç din eğitiminin yer almadığı, 1949-1982 arasında seçmeli ve isteğe bağlı yer aldığı, 1982’den zorunlu olduğu, 1993’ten günümüze de ne kadar farklı yorumlara neden olduğunu hepimiz biliyoruz. Ülkemizde din eğitimini genel ve mesleki eğitimde olmak üzere iki şekilde ele alıyoruz. 2012 yılına kadar ilkokuldan liseye kız çocuklarının din dersleriyle tanışmasını yükselen bir şekilde arttığını görüyoruz. 1998’lerden sonraki 8 yıllık zorunlu eğitime geçişte yaşananlara baktığımızda ise; çocuklarını okula göndermeyerek ceza alan ailelerin çocuklarının hemen hemen hepsinin kızlardan oluştuğunu görüyoruz. Günümüze kadar toplumsal yaşamdaki eşitliği gerçekleştirseydik şu an aynı sorunları tartışıyor olmazdık” dedi.


    Panel katılımcılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi 


     

  • DEVAMINI OKUYUN
    358 Gün Önce
    PROF.DR. ALİ BARDAKOĞLU FAKÜLTEMİZİN DÜZENLEDİĞİ KONFERANSA KONUŞMACI OLARAK KATILDI
















    Prof.Dr.Bardakoğlu, Dini Bilgi ve Günümüzde İslam Algısı'nı tartıştı


    “Ortada fetva enflasyonu var”


    Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nin ‘İlim İrfan Buluşmaları’ konferanslarının konuğu olarak İKÇÜ’ye konuk oldu. Prof.Dr.Ali Bardakoğlu’nun 'Dini Bilgi ve Günümüzde İslam Algısı'nı tartıştığı konferansını; Rektör Galip Akhan, Rektör Yardımcısı İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof.Dr.İbrahim Kocabaş, Prof.Dr.Turan Gökçe, Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Cengiz Demir, Rektör Danışmanı Taha Aksoy, Çiğli İlçe Müftüsü Ahmet Hamdi Başpınar, Genel Sekreter Gülten Gültekin, akademik ve idari personel, Müftülüklerden gelen din görevlileri ile çok sayıda öğrenci takip etti.


    “Din metafizik açıdan düzeltme yapar”


    Dini ilgilendirenler konulara değinen Prof.Dr.Ali Bardakoğlu, konu ve içeriği sonuç açısından örneklerle aktararak açıklık getirdi. Prof.Dr. Bardakoğlu, “Yolunda giden bir alışveriş dini hiç ilgilendirmez. Ama bir alışveriş artık sömürüye dönüştüyse, zulüm aracı olduysa, kandırma, aldatma varsa, zengin olan diğerini eziyorsa işte o dini ilgilendirir. İnsanların nasıl alışveriş yapacağı değil, alışverişin hakkaniyeti, vicdana uygun olması dini ilgilendirir. Bir insanın nasıl evlendiği, kimle evlendiği, genç mi yaşlı mı olduğu dini ilgilendirmez. Ama aile hayatı çekilmez bir hayata dönüşmüş, kadın zulüm görüyor, çocuklar mağdur oluyorsa o dini ilgilendirir. Din sadece metafizik açıdan düzeltme yapar” dedi.


    “Kur ’ân’ın şifrelerini çözen ara otoriterler çıktı”


    Hayattan kopuk bir dini ilimin düşünülemeyeceğini söyleyen Prof.Dr. Bardakoğlu, bu bilgiyi de toplumdan bağımsız, masa başından üretmenin mümkün olmadığını belirtti. Günümüzde dini ilimlerin dilinin değiştiğine işaret eden Prof.Dr. Bardakoğlu, Kur’ân’ın artık bir şifre kitabıymış gibi bir algı yaratıldığını aktardı. Prof.Dr. Bardakoğlu, “Bu yüzyılda öfkeli bir dini ilim ürettik. Kurân-ı Kerim’i artık ilahi hitap, ilahi muradın toplumla diyalektik ilişkisi gibi görmenin yerine gizemli bir kitap, her şey hakkında ipuçları içeren kitap gibi algıladık. Fizik, kozmoloji, astronomi ne varsa Kurân-ı Kerim’in harfleri içinde aradık. Öyle olunca da bu gizemli algısı birçok insanın bu yolda araya girip, ara otorite olmasına yol açtı. Bu Kur ’ân’ın şifrelerini çözen, harflerinden binlerce anlam üretme iddiasını taşıyan anlayışı kendiliğinden besledi. Allah’ın kelamında olmayanları ona yükledik. Kendi düşüncelerimizi, duygularımızı Kur’ân’a onaylattık. Öyle bir İslam dünyası var ki, hem iktidarların, hem muhalefetlerin bir bakıma meşruiyet aracı olarak Kuran-ı Kerim işlev görüyor. Kutsal kitabın rolü bu değildir. Tefsir ilmi bu yüzden rota değiştirdi” diye konuştu.


    “Günümüzdeki dini cemaat biçimleri İslam algısını tahrip ediyor”


    İslam’ın geleneğindeki Sufi düşünce, tasavvuf zenginliği ile günümüzdeki tarikat, dini cemaat örgütlenmesinin neredeyse hiç münasebeti olmadığını kaydeden Prof.Dr. Bardakoğlu, bu yapıların belli argümanları kendi örgütlenme ve kendi yolları için yapı taşı olarak kullandığını vurguladı. Prof.Dr. Bardakoğlu, “Günümüzdeki tarikat örgütlenmeleri ve dini cemaat biçimlerinin İslam algısını da tahrip edecek tarzda sorunlu bir bilgi üretim metotlarına sahip olduğunu ve bu yüzyılda hep sorunlu geldiklerini söylemek durumundayım. Sufi düşünce mümkün olduğu kadar deruni bireysel dindarlığı besleyen bir kaynak iken günümüzdeki tarikat örgütlenmeleri ve dini cemaat biçimleri daha dünyevi ve ekonomik örgütlenmeler şeklinde ortaya çıkıyor. Bunlar akidevi açıdan, dinin usulleri açısından, dinin bilgi kaynakları açısından ciddi sorunlar içeriyor. Bu sorunlar işin içine dindarlık olduğu için, şekli görüntüler insanlarda bir etki meydana getirdiği için, zaman zaman da siyasi olarak her İslam Ülkesinde bunlar himaye gördüğü için bu konular konuşulamaz oluyor. Dini bilgi bu kanalla yıpratılıyor” şeklinde konuştu.


    Günümüz ilahiyatçılarına eleştiri…


    Günümüzde ilahiyatçıların dini bilgiyi aktarırken ki söylemlerine eleştiride bulunan Prof.Dr. Bardakoğlu, eski bilginlerin bu konuda hassas olduklarını söyledi. Prof.Dr. Bardakoğlu, “ Eski bilginler, kendi görüşlerini söz, tercih, görüş diye sunarlardı. Şimdi dikkat ederseniz günümüz ilahiyatçı, din adamları Allah’ın görüşleri ile kendi görüşlerini ayırma zahmetinde bile bulunmuyor. Biraz dikkatsizseniz hepsini Allah söylemiş zannediyorsunuz. Ehli rey geleneğini koruyamadık. Bireysel inisiyatif ve ilahi bilgi, Kur’ân bilgisini ayırma özeni giderek zayıfladı” dedi.


    “Ortada fetva enflasyonu var”


    Dini bilgiyi kavrama açısından Biz napıyoruz? sorusunun sorulması gerektiğini vurgulayan Prof.Dr. Bardakoğlu, İslam Alimlerine çok büyük görevler düştüğünü belirtti. Prof.Dr. Bardakoğlu “ Her kafadan fetvanın çıktığı, uluslararası ilişkilerin fetvalarla belirlendiği bir İslam Dünyası olamaz. Katline fetva, küfrüne fetva, ölümüne fetva, ortada bir fetva enflasyonu var. Bu kadar düzensiz bilginin ortalıkta dolaştığı, serbest pazar anlayışıyla dini bilgi üretilemez. Dini bilginin kendine göre usülü, haysiyeti vardır. Ama sabah kim erken kalkarsa din adına bir şeyler söyleme ihtiyacı duyuyor. Allah dedi ki, İslam dedi ki, İslam’da... diye başlayan cümleler kullanıyorlar. Böyle başlayan cümlelerin her kelamında Allah’ın bir beyanının olması lazım. Kendi düşüncelerimize de İslam’da diye kullanarak bir gaflet içinde olabiliyoruz.” dedi.


    Konferansın sonunda değerli paylaşımları için teşekkür eden Rektör Prof.Dr.Galip Akhan, Prof.Dr. Bardakoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti.


  • DEVAMINI OKUYUN
    358 Gün Önce
    FAKÜLTE DEKANIMIZ PROF. DR. SAFFET KÖSE'NİN ORGAN BAĞIŞI İLE İLGİLİ YAYINLANAN HABERLERİ

    Prof.Dr.Köse, “Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur


    “Bazı hallerde organ nakli alternatifsiz bir tedavi yöntemidir”


    İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi işbirliği ile İzmir ili merkezi ve ilçelerde görevli din görevlilere yönelik, organ nakli konusunda hem tıbbi hem de dini açıdan gerçekleştirilen bilgilendirme toplantıları devam ediyor.


    Mayıs ayı sonu itibariyle sonlanacak program hakkında açıklamada bulunan İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Saffet Köse, fakülte olarak İslam Hukuku Anabilim dalı öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Mehmet Dirik, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Aydın ve Araş. Gör. M. Ferruh Oruç ile din görevlilerine bilgilendirmelerde bulunduklarını kaydetti.


    “Bazı hallerde organ nakli alternatifsiz bir tedavi yöntemidir”


    Kur’ân-ı Kerîm Mâide Suresi 32. Ayetinde geçen “Kim bir canın yaşamasına vesile olursa o, bütün insanları yaşatmış gibi olur” ifadesini hatırlatan Prof.Dr.Saffet Köse, bu ayetin organ nakli için önemli bir temel oluşturduğunu belirtti. Prof.Dr.Köse, “Bunun yanında Hz. Peygamberin ölüm ve yaşlılık dışında her hastalığın tedavisinin bulunduğu bunun aranmasının bir görev olduğunu bildiren hadisi de konu ile bağlantılıdır. Çünkü bugünün imkânları dikkate alındığında bazı hallerde organ nakli alternatifsiz bir tedavi yöntemidir”diye konuştu.


    “Fıkıh Akademisine göre de organ nakli caizdir”


    Birçok Müslüman ülkeden temsilcisi olan, günümüzün saygın kurumlarından, merkezi Suudi Arabistan’daki Fıkıh Akademisi’nin, fıkhi açıdan ölüden ve canlıdan olmak üzere organ naklini ilke olarak caiz gördüğünü vurgulayan Prof.Dr.Saffet Köse, Fıkıh akademisinin organ ve doku nakli ile ilgili aldığı kararları açıkladı: “Ölüden organ ve doku nakli ölmüş olan şahsın sağlığında ya da ölümünden sonra kanuni temsilcisinin veya yetkili makamın izin vermesi, satıma konu yapılmaması, erbezi, yumurtalık, sinir sistemi hücreleri gibi kalıtıma etki edenlerden olmaması kaydıyla caiz görülmüştür. Ölü de iki şekilde tanımlanmıştır. Birincisi beynin veya kalp ile solunum yollarının tıbben geriye dönüşü mümkün olmayacak şekilde işlevini kaybetmesi şeklinde tanımlanmıştır” dedi.


    “Yarar zarardan üstün olmalı”


    Canlıdan organ ve doku nakli ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof.Dr.Köse, deri, damar nakli, saç ekimi gibi bir canlının bir yerinden diğer bir yerine organ ve doku nakli konusunda bir engel olmadığını söyledi. Prof.Dr.Köse, “Beklenen yarar, doğuracağı zarara göre üstün olmalı, operasyonla kişi kaybettiği bir organa kavuşmalı ya da organ eski şekline dönmeli veya normal fonksiyonunu yapabilecek konuma gelmelidir. Kişiye psikolojik veya fonksiyonel sıkıntı veren bir sakatlık ya da çirkinlik de giderilmelidir. Bu şartlarla bir bedenin bir yerinden diğer bir yerine organ ve doku nakli caiz görülmüştür” dedi.


    “Donörün tek organla yaşayabileceği kararı verilebilmeli”


    Canlı insandan diğerine organ ve doku nakline de açıklık getiren Prof.Dr.Köse, “Karaciğer gibi kendisini yenileyebilen organların bir parçasının alınıp diğer bir insana nakledilmesi caiz görülmüştür. Böbrek ve göz korneaları gibi çift organlardan birisinin alınıp diğer bir insana nakledilmesi durumunda donörün tek organla yaşayabileceğine dair hekimlerin güçlü bir kanaate sahip bulunması şartıyla diğerinin nakledilmesi caizdir. Kalp gibi hayatın kendisine bağlı olduğu tek organların ve kalıtıma etki edenlerin nakli caiz görülmemiştir” şeklinde konuştu.


    “Organın tek başına dini yoktur”


    Bir müslümanın gayr-i müslimden organ alması ve müslümanın gayri müslime organ vermesinin dinen hiçbir sakıncası olmadığına vurgu yapan Prof.Dr.Saffet Köse, “Çünkü organın tek başına dini yoktur ve bir organ ya da doku vücut sistemi içinde anlam kazanan bir parçadır. Hz. Peygamber bütün insanları Âdem ve Havva’nın çocukları olarak Allah’ın ailesi saymış ve bunun devamında insanların en hayırlısının insanlara faydalı olanlar olduğunu bildirmiştir. Kötülük yapmadığı sürece din ayırımı olmaksızın bütün insanlar birbirleriyle insani ilişkilerde bulunmakla yükümlüdür. Kur’ân-ı Kerîm, müslümanlara kötülük yapmayan diğer din mensuplarına iyilik yapılmasını yasaklamamıştır (Mümtahine 60/8) “ dedi.


    “Organını veren kişi sadaka sevabı kazanır”


    Nakledilen kişinin bu organla günah işlemesi halinde, cezai mesuliyetin tamamıyla, organ nakledilen kişiye ait olduğunu belirten Prof.Dr.Köse, “Bu birisine verilen emanet mal gibidir. Emanet mal ile birtakım suç veya günah işlenmesi halinde, emanet veren değil; bizzat fail sorumlu olmaktadır. Organını veren kişi ondan sadaka sevabını alır ve o organ veya doku ile ilişkisi biter” diye konuştu.

  • DEVAMINI OKUYUN
    378 Gün Önce
    FAKÜLTE DEKANIMIZ PROF. DR. SAFFET KÖSE'NİN HABER 7. COM DA YAYINLANAN YAZISI

    Allah'ın kullarına rahmet dilediği, kullarının günahlarını bağışladığı Recep, Şaban ve Ramazan ayını içinde barındıran, Regaib Kandili'yle başlayan, Miraç ve Berat geceleriyle devam eden, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’yle zirve yapan, Ramazan Bayramı'yla da maddi ve manevi alanda “Bayram”a dönüşen manevi yükseliş ve bağışlanma ayları olan üç aylar bugün başladı.


    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saffet Köse üç ayların fazileti ve önemi hakkında Haber7’ye yaptığı açıklamada bu aylarda yapılan ibadetlerin ve tutulan oruçların ehemmiyetinden bahsetti. 


    PEYGAMBERİMİZ RAMAZAN HARİÇ HİÇ AYIN TAMAMINDA ORUÇLU OLMADI


    Bu aylardaki en önemli ibadetlerden birinin de insanların kendisini gözden geçirerek nefis muhasebesi yapıp tövbe-istiğfarda bulunmaları gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Köse, Recep ile Şaban ayının tamamını oruçlu geçirmenin tavsiye edilen bir durum olmadığını dile getirerek Hz. Peygamber’in dahi ramazan ayı dışında hiçbir ayının tamamını oruçlu geçirmemiştir, değerlendirmesinde bulundu. 


    İşte Prof. Dr. Köse’nin üç aylarla ilgili olarak yaptığı açıklama: 


    “Recep ayı girdiğinde Hz. Peygamber’in: “Allah’ım! Recep ve Şaban'ı hakkımızda hayırlı ve bereketli kıl ve bizi ramazana ulaştır!” şeklinde dua ettiği rivayet edilir. Allah katında gün-geceleri farklı ve önemli kılan içinde olan olaylardır. Müslüman dünyada, üç aylar denilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarına özel önem verilmesi de bu sebepledir. Bu bağlamda Recep, cahiliye Araplarının bile zilkade, zilhicce ve muharrem ayı ile birlikte savaşı haram saydıkları dört aydan biridir. Kaynaklarda Recep ayının girişiyle savaşı yaşam biçimi olarak benimsemiş cahiliye döneminde bile insanlar canları, malları, ırzları ve diğer maddi-manevi değerlerinin güvencede olması sebebiyle bu aya büyük saygı duymuşlardır. Sırf savaşın yasak olması, savaş karşıtı etkinliklerin yoğunluk kazanmasına zemin hazırlaması bile bu aya diğer haram aylara hürmette bulunmak için yeterli sebeptir.”



    MİRAÇ HADİSESİ BU AYDA VUKU BULMUŞTUR


    “Hz. Peygamber’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya oradan da Allah’ın huzuruna çıkışı olarak ifade edilen İsra-Mirac hadisesinin bu ayın 27. Gecesinde vuku bulduğu kabul edilir.” 


    RAMAZAN AYI DIŞINDA EN FAZİLETLİ ORUÇ ŞABAN'DA TUTULANDIR


    “Hz. Peygamber Şaban ayının çok değerli bir ay olduğunu, amellerin Allah’a bu ayda arzedildiğini bildirmiş, “amellerimin Rabbime oruçlu iken arzedilmesini tercih ederim” buyurarak bu ayın büyük bir kısmını oruçlu geçirmiştir. Yine Hz. Peygamber ramazan ayı dışında en faziletli orucun Şaban ayında tutulan oruç olduğunu bildirmiştir. Ramazan orucu da Şaban ayında farz  kılınmıştır.”


    “Ramazan ayında ise Allah’ın insanlığa kurtuluş reçetesi olarak gönderdiği son ve en sen mükemmel kitap olan Kur’ân-ı Kerîm indirilmeye başlanmıştır. İnmeye başladığı şerefli gece olan Kadir Gecesi Ramazan ayı içerisindedir. Bu gecenin faziletine Kur’ân-ı Kerîm ayrıntılı şekilde Kadir Suresi’nde yer verir. Ayrıca ramazan oruç ayıdır. Bu ayda oruç insanlar hem beden hem de ruh sağlığına kavuşur.”


    MÜSLÜMANLAR TÖVBE İSTİĞFARDA BULUNABİLİR


    “Görüldüğü her üç ay da kendine özgü hazineler taşımaktadır. Ondan yararlanmak isteyen oruç tutabilir en azından kaza ve kefaret orucu olanlar bu ayı tercih edebilirler, nafile namaz kılabilir, umre yapabilir, infakta bulunabilir hepsinden önemlisi kendisini gözden geçirerek nefis muhasebesi yapıp tövbe-istiğfarda bulunabilirler.“


    RECEP VE ŞABAN'IN TAMAMINI ORUÇLU GEÇİRMEK...


    “İbadetlerde samimiyet esaslı bir unsur olduğu için zamanın tamamını mesela Recep ve Şaban ayının tamamını oruçlu geçirmek çok tavsiye edilen bir husus değildir. Çünkü Hz. Peygamber ramazan ayı dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmemiştir.”


    HAZRETİ YUSUF (A.S) ÖRNEĞİ


    “Önemli alan nafile ibadetleri, bedeni yormadan, işleri aksatmadan, din-dünya, dünya-ahiret dengesini bozmadan yapmak, olumlu manada davranış değişikliği meydana getirmesine dikkat etmek gerekir. Hz. Yusuf Peygamber’e (a.s.) neden çok nafile oruç tuttuğu sorulmuş, o da: “Ben hazinelerden sorumlu bakanım. Bana ihtiyaç sahipleri gelir. Oruç tutmazsam onları nasıl anlayabilirim” demiş. Şimdi devamlı oruç tutup açları hatırlamamaktansa az ama ruhunu yaşayarak tutmak daha değerlidir. Bütün ibadetlerde buna dikkat etmek gerekir.” 


    omer.sut@haber7.com

  • DEVAMINI OKUYUN
    385 Gün Önce
    DEKANIMIZ PROF.DR. SAFFET KÖSE BUCA MÜFTÜLÜĞÜNÜN DÜZENLEDİĞİ KONFERANSA KONUŞMACI OLARAK KATILDI.

    DEKANIMIZ PROF.DR. SAFFET KÖSE BUCA MÜFTÜLÜĞÜNÜN  KUTLU DOĞUM HAFTASI NEDENİYLE 14/05/2015 TARİHİNDE DE BUCA IŞILAY SAYGIN KONFERANS SALONUNDAKİ DÜZENLEDİĞİ KONFERANSA KONUŞMACI OLARAK KATILDI.


  • DEVAMINI OKUYUN
    386 Gün Önce
    Sultan 2. Abdülhamid ve Yaşayan Projeleri Konferansı.

    İslami İlimler Fakültesi Enderun Öğrenci Topluluğu, ‘Mostar Gençlik Söyleşileri’ kapsamında konferans düzenledi.


    Gazeteci - Yazar Mümin Munis'in  "2.Abdulhamid ve Yaşayan Projeleri" başlığında verdiği konferansı; Rektör Yardımcısı, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse, akademisyenler ve öğrenciler takip etti.


    Konferansın açış konuşmasını yapan Prof.Dr.Saffet Köse, 2.Abdulhamid döneminde yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini belirtti. Prof.Dr.Saffet Köse, “O dönemde Osmanlıya ne yapılmışsa bu dönemde Türkiye’ye aynısı yapılıyor. Bunun farkında olmamız lazım. Eğer tarihten ders çıkarmamız gerekiyorsa Abdulhamid Han Hazretlerini iyi tanımamız gerekiyor. Yakın tarihi anlayabilmemizdeki temel merkezlerden birinin de Abdulhamid Han Hazretleri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.


    Gazeteci - Yazar Mümin Munis ise Osmanlının o döneminde yaşanılanlara tarihi belgeleri dayanak gösterdiği konuşmasında, 2.Abdulhamid’in yasakçı bir padişah olmadığını, Osmanlı topraklarının aleyhinde faaliyet gösteren güçlere karşı dur dediğini ifade etti.


     Munis, imparatorluğun bütünlüğüne zarar veren kişilere engel olan 2.Abdulhamid’in yasakçı olarak ifade edilmesinin yanlış olduğunu belirterek; bu zararlı güçlere sansür uygulamasının doğal olduğunu, bunu da yaparken kimsenin can güvenliğine zarar gelmediğini örneklerle aktardı.


  • DEVAMINI OKUYUN
    392 Gün Önce
    FAKÜLTEMİZİN DEKANI PROF.DR. SAFFET KÖSE ÇİĞLİ MÜFTÜLÜĞÜNÜN DÜZENLEDİĞİ KONFERANSTA KONUŞMACI OLARAK KATILDI.

    FAKÜLTEMİZİN DEKANI PROF.DR. SAFFET KÖSE ÇİĞLİ MÜFTÜLÜĞÜNÜN  DÜZENLEDİĞİ AİLE KONULU KONFERANSA KONUŞMACI OLARAK KATILDI.
























  • DEVAMINI OKUYUN
    405 Gün Önce
    Prof. Dr. Saffet Köse Rektör Yardımcısı Oldu

    Izmir Clerk Celebi University Rector prof.dr.galip Akhan, Vice Rector Dean of the Faculty of Islamic Sciences Dr. Kose saffet appointed. Prof. Dr. In a statement on the appointment of the corner gave the following statements:

    "Mevlana in academic life over the past twenty years after I started on April 1, 2013 in Konya, Izmir Clerk Celebi number next to the dean of the Faculty of the University of Islamic Sciences Our mission rector Prof. Dr. Winners have been honored with the vice-rector of the Akhan appreciated. First of all because I am offering my gratitude to our president, Mr. favor of this.


    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Galip Akhan, Rektör Yardımcılığı görevine İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saffet Köse’yi atadı.  Prof. Dr. Köse atanması ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:


    “Mevlana şehri Konya’da geçen yirmi yılı aşkın akademik hayat sonrası 01 Nisan 2013 tarihinde başladığım İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi dekanlığı görevi yanında sayın rektörümüz Prof. Dr. Galip Akhan’ın takdirleriyle rektör yardımcılığı ile onurlandırıldım. Öncelikle bu teveccühleri sebebiyle sayın rektörümüze şükranlarımı arz ediyorum.


    Üniversitemizin önünde iki önemli görev olduğunu düşünüyorum. Birincisi “amatör ruh profesyonel iş” ilkesiyle üniversite zihniyetine uygun bir yapılanmanın çok hızlı ve güçlü şekilde tesis edilmesidir. Bu bağlamda sosyal, sağlık ya da fen bilimlerinden eğitimini aldığı alanda güçlü bir nosyona sahip, karşılaştığı meseleye uzmanlık alanı doğrultusunda bakabilmeyi içselleştirip farklılığını bu noktada gösterebilen, temel insani değerler ve evrensel ahlak ilkelerini düstur edinmiş, üreten, araştıran, evrensel bilgiye katkı yapan, ideali olan, dünya ve ülke gerçeklerini bilen dolayısıyla yerel ve küresel sorunlara ilgi duyan, girişimci ruha sahip, nitelikli, teknolojiyi iyi kullanan, dil bilen gençlerimizin yetişmesi ana hedef olmalıdır. Bu, sadece başarılı meslek erbabı mezun etmek için değil aynı zamanda araştırmacı ruha sahip bilim adamı yetiştirmede de önemlidir. Bütün bunlar hem üniversitemize, hem ülkemize önemli katkılar sağlayacaktır. Dolayısıyla bu hedefler için diğer üniversitelerimiz gibi, İzmir’e yakışır bir görünüm kazanmamız ve her alanda tatlı bir hizmet yarışı içinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Üniversiteler yapı içerisinde bu doğrultuda çalışmak ilmi, akademik ve idari olmak üzere, bizlere tevdi edilen görevlerin hakkını vermek ana hedefimizdir.     


    İkincisi, belirlenen amaçlara ulaşabilmek için gerekli altyapı imkânlarının hazırlanmasıdır. Bu bağlamda, imkânlar ölçüsünde, öğretim elemanı açığının kapatılması, hızlı biçimde zengin bir kütüphane, laboratuvar, teknopark gibi altyapı hizmetlerinin kurulması, sosyokültürel aktivitelerin zenginleştirilmesi, sportif ve sosyal etkinlik alanlarının çeşitlendirilmesi, ulaşım ve iletişim imkânlarının güçlendirilmesi, disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi, barınma ve diğer zaruri ihtiyaçların kaliteli ve sağlıklı şekilde giderilmesine özen gösterilmesi öncelikli hedefler arasında olmalıdır.


    Bu hedefler yanında sosyal bilimler, fen bilimleri ve sağlık bilimleri alanında bilgi ve hizmet üreten fakültelerin sağladığı değerleri, paydaş kurumlarla birlikte (üniversite-STK, sanayi, sağlık hizmetleri vb) tüm toplumsal sektörlerle paylaşabilmenin öğrencilerimizin zengin bir donanımla mezun olmalarına ve ülkemizin entelektüel birikimine katkıda bulunacağına inanmaktayım. Bu doğrultudaki çabaları önemsememiz gerektiğini düşünüyorum.  


    Hedefe giden yolda kurumsal başarıyı etkileyen temel faktörlerden birisi kurum elemanlarının sadece beceri ve donanımları değil aynı zamanda huzur ortamının bulunup bulunmamasıdır. Bunun için âdil, dürüst, şeffaf, hesap verilebilir bir yönetim modeli, etkili bir denetim ağı oluşturmanın yanında moral motivasyon ve yöneten-yönetilen arası ilişkilerde nezaketin egemen kılınması, yapıcı tutum alınması son derece önemlidir. Bu, sadece Üniversite personeli açısından değil; öğrenci-öğretim elamanı ilişkisi bakımından da önemlidir.  Üniversitemizde bu ortamın bulunduğuna ve güçlenerek devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Bu doğrultuda öğrencilerimizin beklenti ve sorunlarını üniversitenin ilgili makamlarına kolaylıkla ulaştırabilmelerini, bunların da ivedilikle değerlendirilmesinin huzur ortamına katkı sağlayacağına inanıyorum.


    Genç üniversitemizin, Rektörümüz Prof. Dr. Galip Akhan yönetiminde ilk dört yıllık döneminde kat ettiği mesafeyi kazanılan bu tecrübe ışığında ve dinamik kadrosuyla ikinci dört yılında daha da ileriye götüreceğine inanıyorum. Bizim de bu doğrultuda çalışacağımızı ve üniversitemize katkımızın olmasından mutluluk duyacağımızı ifade etmek istiyorum.


    Bu vesile ile başta Sayın Rektörümüz olmak üzere, tüm üniversitemiz personeline selam ve saygılarımı sunuyorum.


     


                                                                                                                                                                              Prof. Dr. Saffet KÖSE


                                                                                                                                                                                     İKÇÜ Rektör Yardımcısı


          


                                                                                                                                                                             


                                                                                                                                                                                     


          

  • DEVAMINI OKUYUN
    406 Gün Önce
    Fakültemiz Enderun Öğrenci Topluluğunun Kemalpaşa At Çiftliği Gezisi














    FAKÜLTEMİZİN ENDERUN ÖĞRENCİ TOPLULUĞU 20 MART CUMA GÜNÜ KEMALPAŞA AT ÇİFLİĞİ'NE FAKÜLTEMİZ ÖĞRETİM ÜYESİ


    YRD. DOÇ.DR. HASAN OCAK  İLE BİRLİKTE GEZİ DÜZENLEDİ.




  • DEVAMINI OKUYUN
    482 Gün Önce
    "MEDENİYET TASAVVURU VE ÖNCÜ KUŞAK" KONULU KONFERANS

    Fakültemiz tarafından, üniversitemiz akademik personeli ve öğrencilerine yönelik düzenlenen “İlim-İrfan Buluşmaları” kapsamında Yusuf KAPLAN “Medeniyet Tasavvuru ve Öncü Kuşak” başlıklı konuşmayı yapmak üzere 09/01/2015 tarihinde Saat 14:00 da konferans salonunda olacaktır.

  • DEVAMINI OKUYUN
    664 Gün Önce
    Doç. Dr. Mehmet Bahçekapılı TRT Diyanet'te "Bereket Vakti" programının konuğuydu

    İslami İlimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Bahçekapılı TRT Diyanet'in İslam'da Kardeşlik Hukuku temalı programın konuğu oldu. 


     


    Programı izlemek için Tıklayınız


     

  • DEVAMINI OKUYUN
    672 Gün Önce
    Prof.Saffet Köse, Kanal 24'te Irak'taki IŞİD Terörünü Değerlendirdi...

  • DEVAMINI OKUYUN
    673 Gün Önce
    Doç. Dr. Mehmet BAHÇEKAPILI Diyanet Tv'deydi.

    Fakültemiz öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet BAHÇEKAPILI Diyanet TV'de "İslam ve Şiddet" konulu programa konuk olmuştur.

  • DEVAMINI OKUYUN
    748 Gün Önce
    Kutlu Doğum Haftası Lokma Şenliği Düzenlendi.

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle tüm İKÇÜ ailesine lokma ikram etti.


    İKÇÜ Kafeterya önünde düzenlenen Lokma Şöleni akademik ve idari personelin yanında çok sayıda öğrenciyi bir araya getirdi.


     


     


     

  • DEVAMINI OKUYUN
    855 Gün Önce
    Bilinçli İnanç İçin Güç Birliği Yapıldı.


    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi; İzmir İl Müftülüğü ve Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile bir işbirliği protokolü imzaladı. İmzalanan protokol ile dini bilgilerin topluma aktarılması amacıyla çeşitli proje, araştırma ve organizasyonların düzenlenmesinde ortak hareket edilmesi kararı alındı.



    İşbirliği kapsamında konusu gündeme göre belirlenecek paneller, camii programları, İKÇÜ ve DEÜ bünyesinde diyanet görevlilerine yönelik mesleki eğitim kursları gibi toplumsal farkındalık oluşturmaya yönelik etkinlikler düzenlenecek. Dinin insanın en temel ihtiyacı olduğunu belirten İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse, Dinler Tarihi araştırmalarında dinsiz bir topluluğa rastlanmadığını hatırlatarak: “Dinin en önemli özelliği insanı ruhuyla ve bedeniyle kuşatmasıdır. Bu sebeple din, birey için olduğu kadar toplum için de önemlidir” dedi.



    “Amacımız hurafelere karşı toplumu bilinçlendirmek”



    İmzalanan protokolle insanların inanç ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamayı, son din olan İslam hakkında beklentilere cevap vermeyi hedeflediklerini belirten Prof.Dr.Köse, bunu yaparken İslam’ın güzelliklerini yetkili ağızlardan aktarmayı, halk arasındaki hatalı algıların düzeltilmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade ederek: “Bu protokol, dini ihtisas sahibi üç kurumun sorumluluk bilinciyle beklentilere cevap verme amacına duydukları inançtan doğmuştur. Bu süreçte toplum-üniversite işbirliğinin en verimli ve en güzel örneğinin görüleceğine olan inancımız tamdır” açıklamalarında bulundu ve “Projenin hem imzası bulunan kurumlara hem de içinde yaşadığımız topluma hayırlı olmasını dilerim” şeklinde konuştu.


  • DEVAMINI OKUYUN
    856 Gün Önce
    Yeni Eğitim Sisteminde Seçmeli Din Dersleri

    İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet BAHÇEKAPILI'ya hazırlattırılan 4+4+4 Eğitim Reformu sonrasın öğretim programlarında yerini alan Seçmeli din derslerinin veli, öğrenci ve öğretmenler tarafından nasıl algılandığı yönündeki rapor kamuoyuyla paylaşılmış ve yoğun ilgi görmüştür. 


    Raporu indirmek için TIKLAYINIZ


     


    Raporla ilgili Yazılı ve Görsel Haberleri incelemek için aşağıdaki linkleri tıklayabilirsiniz.


     


    Görsel Basın


    SkyTürk 360 http://youtu.be/1iE6zwYjRJw


    Cihan Haber Ajansı http://goo.gl/Nh7wFu


    Hilal TV http://youtu.be/-YCPhAL-o18


     


    İnternet Medyası


    Hürriyet  http://goo.gl/Ps4zvQ


    Zaman  http://goo.gl/cDKV0f


    Cihan Haber Ajansı http://goo.gl/l4HnH5


    Sabah http://goo.gl/Ro1oio


    Yeni Şafak http://goo.gl/9NbXuV


    Dünya Bülteni http://goo.gl/jRM7Ip


    Haberler.Com http://goo.gl/qnlubv


    Milli Gazete http://goo.gl/n4HJex


    Akit Haber http://goo.gl/92E6Nl


    Haber Ekspresi http://goo.gl/qT67hJ


    Yeni Asya http://goo.gl/ejvVnx


    Risale Haber http://goo.gl/5zwqg9


    Yurt Gündemi http://goo.gl/8OIsa0


    Bahcesel http://goo.gl/GOr96w


    Kırıkhan Olay http://goo.gl/BoLYVx


    Haber Gastesi http://goo.gl/wbdnV7


    Son TV http://goo.gl/AZM5wK


    Minute 15 http://goo.gl/YOyCji


    Dünya Bizim http://goo.gl/c362j6


    Haber data http://goo.gl/TdHr6c


    Haber2e http://goo.gl/gJgPd3


    RHaber.com http://goo.gl/5AJspf


    Sınav Ekranı http://goo.gl/QEvNh4


    A24 http://goo.gl/teMouW


    MEB Personel.Com http://goo.gl/priXF9


    OGRETMENX.COM http://goo.gl/vkFBNV


     


    Yazılı Basın


    Zaman


    Yenişafak


    Ankara 24 Saat


    Bizim Anadolu


    Milli Gazete


    Sol Gazetesi


    Yeni Akit




HIZLI BAĞLANTILAR

Üniversitemiz ile ilgili bağlantılar


Başa Dön