GÖRÜNTÜLE
GÖRÜNTÜLE

"TÜM YÖNLERİYLE KUDÜS GERÇEĞİ" PANELİ

Öğrenci perspektifinden Hz. Peygamber’in Örnekliği 

Öğrencilerimizin dilinden Peygamber Efendimizi anıyoruz



HABERLER
daha fazlası>
  • DEVAMINI OKUYUN
    3 Gün Önce
    Prof. Dr. Saffet Köse, TRT Diyanet TV’deydi

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü ve Fakültemiz Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse, TRT Diyanet TV’de yayınlanan ‘İftarı Beklerken’ programına canlı yayın konuğu oldu.

    ‘Göç Olgusu ve Hicret’ başlığının ele alındığı program, Eyüp Sultan Camii'nden  canlı olarak yayınlandı. 

     İzlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=8vqBEF3Xwqg

  • DEVAMINI OKUYUN
    4 Gün Önce
    Prof. Dr. Saffet KÖSE Ülke Tv'deydi

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, Ülke TV’de yayınlanan ‘Ülke’de İftar’ programına konuk oldu.

    Orhan Karaağaç’ın sunumuyla Bilecik’ten canlı olarak yayınlanan  programda, ‘Nefislerin en büyük terbiyecisi Ramazan’ Ayı’nın önemine değinildi.

    Orucun sadece bedenen değil ruhen de tutulması gerektiğini anlatan KÖSE, günahlara karşı oruçlu olmamız gerektiğinin de altını çizdi.

     

    İzlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=9MClWUdStq0&feature=youtu.be

  • DEVAMINI OKUYUN
    12 Gün Önce
    Prof. Dr. SAFFET KÖSE TRT DİYANET TV’DEYDİ

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü ve İslâmi İlimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Saffet KÖSE, TRT Diyanet TV Kanalında yayınlanmakta olan ‘Bereket Vakti’ programına konuk oldu. Hafız Mustafa Efe’nin sunumu, Mehmet Hadi Duran’ın ilahi yorumlarıyla Kur-an’ı Kerim tilavetlerinin yer aldığı program, TRT Diyanet TV’de, Eyüp Sultan Camii'nden canlı olarak yayınlandı. 

    Programı izlemek için: https://youtu.be/8V47Kr5WXHY

  • İLK MEZUNLARIMIZ

    İKÇÜ İSLAMİ İLİMLER İLK MEZUNLARINI UĞURLADI

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, ilk mezunlarını mesleğe uğurladı.

    İKÇÜ İslami İlimler Fakültesini başarıyla tamamlayan 14 genç ilahiyatçı için düzenlenen törende, aileleri gençlerin heyecanını paylaştı.

    Daha önceden belirlenen bir programı nedeniyle törene katılamayan İKÇÜ Rektörü ve İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saffet Köse, mezuniyete tele konferans ile bağlanarak öğrencilerine tebriklerini iletti. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse,  “Sizler bizim için çok özelsiniz. Çünkü fakültemizin ilk mezunlarısınız. ”diye başladığı konuşmasında,  tüm öğrencileri gönülden tebrik ettiğini, her birinin yüreklerinde ayrı bir yere sahip olacağını söyledi.

    Prof. Dr. Köse’den gençlere dört önemli tavsiye…

    Öğrencilere mezuniyet sonrası için de önemli tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Köse, “Sizler için büyük fedakarlıklar gösteren ailelerinize saygılı davranmanız, sizler için eğitim-öğretim imkanlarını sonuna kadar açan bu millete hizmeti bir görev bilmeniz en büyük beklentimizdir. Eğer bu dünyada ve ahiret yurdunda Allah’ın rızasına ulaşmak istiyorsanız, şu dört şeyi yapmalısınız; bulunduğunuz yerde Allah’ı unutmamalısınız, anne-baba duası almalısınız, ailenizde, evinizde huzur olmalı, çalışmalarınızda disiplinli olmalısınız.” diyerek gençlere başarılı ve hayırlı ömürler temennisinde bulundu.

    “Kur’an’ın ve sünnetin yolundan ayrılmayın.”

    Dekan Yardımcısı Doç.Dr. Mehmet Bahçekapılı ise teşekkürü en çok hak edenlerin başında anne-babaların geldiğini kaydetti.  “Bu kıymetli evlatları yetiştirdikleri ve bizlere emanet ettikleri için onlara ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.” diyerek ailelere seslenen  Doç. Dr. Bahçekapılı,  öğrencilerden Kur’an ve sünnetin yolundan ayrılmadan bir hayat geçirmelerini istedi. Doç. Dr. Bahçekapılı,  “Mezun olan evlatlarımız için ilmi alanda, akademik alanda her türlü gayreti sarf eden kıymetli hocalarımıza, her zaman yanlarında olan idari personelimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kur’an ve sünnetin yolundan ayrılmadan İslam’ın ruhunu her zaman kalbinizde, zihninizde taşıyarak; vazifenizin bilincinde olarak görevinizi yapmanızı temenni ediyorum.” diye konuştu.

    “Formasyon ile büyük sevinç yaşadık.”

    Öğrencilerin yetişmesinde emeği geçen ailelerine ve öz veriyle çalışan tüm fakülte akademik kadrosuna  teşekkür eden  Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Gedik de konuşmasında, formasyon hakkı ile genç mezunların öğretmen olabilmelerinin mutluluğunu da paylaştıklarını aktardı. Dr.Öğr. Üyesi Ahmet Gedik, “ Mezuniyetlere bir yıl kala öğrencilerimizin en büyük sevinci, fakültemiz öğrencilerine tanınan formasyon hakkı, öğretmenlik hakkıdır. Son bir yılda formasyon derslerini mezuniyet arifesinde olan öğrencilerimizin almasında büyük fedakarlık gösteren hocalarımıza, başta Doç. Dr. Mehmet Bahçekapılı, Dr. Öğr. Üyesi Safinaz Asri, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Ali Çanakcı olmak üzere tüm din eğitimi hocalarına teşekkür ediyoruz. “ şeklinde konuştu.

    “İlim talebesi olmak için gayret gösterdik.”

    Mezunlar adına konuşan fakülte birincisi Hicret Aslan, “ilim bencillik ister, kendinize özel zaman ayırmak ister” sözündeki gibi bir süreliğine de olsa kendilerini çevreden soyutlayarak ilim talebesi olmaya gayret gösterdiklerini söyledi. Aslan, “İlim yollarından bir yola giren cennet yollarından bir yola girmiştir hadis-i şerifindeki müjdenin muhatabı olabilmek için ilim yolunda olmaya çalıştık. Bundan sonraki hayatımızda da bu müjdeye nail olarak geçecek bir ömrün biricik hedefimiz olmasını Rabbimizden temenni ediyorum. Şüphesiz her bir hocamızın yetişmemizde ve buraya gelmemizde ayrı ayrı emekleri söz konusudur. Her biri birbirinden değerli hocalarımızın bizlere daima kapılarının açık olduğunu vurgulamaları ve bunu pratikte göstermeleri sonucu bu günlere geldik. Üzerimizde emeği geçen tüm hocalarıma gönülden şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

    Konuşmaların ardından öğrenciler, mezuniyet belgelerini fakülte öğretim üyelerinin elinden alarak mesleki hayatlarına ilk adımı attı. Program, ilahi ve şiir dinletileri ile son buldu.

  • KAMUOYUNA DUYURULUR

    İslam adına son zamanlarda kamuoyuna yansıyan ve rahatsızlık sebebi olan bir takım açıklamalar nedeniyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Diyanet İşleri Başkanlığını ve İlahiyat Fakültelerini göreve çağıran konuşmaları üzerine aşağıdaki değerlendirmeyi aziz milletimizle paylaşmayı bir görev biliriz.

    Tüm insanlığa iki cihan saadeti vaad eden yüce dinimiz İslam, malum olduğu üzere, Allah Teâlâ'nın (c.c.) biz insanlara vahyettiği ilahi kelam olan Kur'ân-ı Kerîm ve onun Rasulünün (s.a.s.) Sünnet-i Seniyyesi ile bunlardan elde edilen solmaz ilkelerden hareketle geliştirilen Tefsir, Hadis, Akaid, Fıkıh gibi dini ilimlerle insan hayatına bu dünyada her zaman ve mekânda, her bakımdan yön verecek ve ebediyete kadar canlılığını yitirmeyecek, hak vaki olduğunda yüce Allah'nın (c.c.) razı olduğu kul olarak ebedi nimetlenmeyi sağlayacak bir nizamdır. Tarih boyunca oluşan ilmi birikim ve kurumlar, her dönemde Müslümanların bu nizamı bulundukları zamanda yaşatma gayretlerinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bugün de ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı, İslami İlimler/İlahiyat Fakülteleri bu görev ve sorumlulukla çalışmaktadır.

    İslami İlimler/İlahiyat Fakültelerinde, İslam inanç, ibadet ve düşüncesinin günümüze kadar gelen birikiminin eğitim ve öğretimi gerçekleştirilmekte; buralarda, bunların yanı sıra, içinde yaşanılan zamanın çok yönlü olarak anlaşılması, günümüz toplumlarında ortaya çıkan ve cevap bekleyen çeşitli sorunlar hakkında farkındalığın oluşturulması ile bunlara ilişkin çözüm önerilerinin geliştirilmesi gibi hedeflere matuf olarak bir takım yeni bilimsel gelişmelerin tahsili yapılmaktadır. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi olarak bilinmesini isteriz ki, personeli ve öğrencisi ile bu kurumlar, modernizmin insanlığı sürüklediği felaketlerin, İslam coğrafyasının içinde bulunduğu hal-i pür melalin ve ülkemiz üzerinde oynanan türlü türlü oyunların farkında olarak, bugün her zamankinden daha fazla sahih İslam inanç ve düşüncesinin önemini kavramış olarak görev ve sorumluluklarının bilincindedir.

    Doğru bilgi ile ilgili en önemli konulardan biri, ilgililerin malumu olduğu üzere, otorite meselesi, yani bilginin doğru kaynaktan elde edilmesidir. Bu açıdan bakıldığında, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslami İlimler/İlahiyat Fakülteleri, ülkemizde sahih dini bilgi eğitimi, üretimi ve bu süreçte ileri sürülen çeşitli görüşlerin eleştirisi, kontrolü ile sonuçta varılan sahih dini bilginin milletimize en sağlıklı biçimde ulaştırılmasını gerçekleştirmekle görevli ve bu şuurla çalışan bilim insanlarından müteşekkil çok önemli ve herkes tarafından sahip çıkılması gereken kurumlardır. Son zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanımızın dikkat çekme ihtiyacı hissetmesine yol açacak kadar milletimizi derinden rahatsız eden, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Din adamı olarak ortaya çıkıp dinimizde kesinlikle yeri olmayan ictihadlarda bulunan” kişilere bir taraftan daha sorumlu davranmaları gerektiğini hatırlatırken öte yandan söz konusu bu kurumlarımızın ne derece önemli olduğunu da vurgulamak isteriz.

    Bu şuur ve kararlılıkla çalışan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın zât-ı âlîlerinin sahih İslam inancına dair samimi hissiyatını ve temsil ettiği milletimizin hassasiyetlerini paylaştığımızı beyan eder aynı duygularla görevimizin başında olduğumuzu saygıyla arz ederiz.

                                                                                                  İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

  • Prof. Dr. Saffet KÖSE'den 'Sünnetin Değeri Üzerine'

    Prof.Dr. Köse’den “Sünnetin Değeri Üzerine”

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saffet Köse, “Sünnetin Değeri Üzerine” başlıklı bir konferans verdi.

    Sünnetin dindeki önemi ve vazgeçilmezliğini konu alan konferansı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul Deliktaş, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fikri Salman, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Koyu, İslami İlimler Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Genel Sekreter Nurettin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci takip etti.

    “Modernlik, tanrı tahtına insanın oturtulmasıdır”

    Günümüzde modern kültürün, geleneksel değerleri aşındırarak ve geleneksel yapıları parçalayarak bağımsız bir insan tipi geliştirdiğini ve bununla da insanı, nefsi ile baş başa bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Saffet Köse,  modernliği tanrının tahtına insanın oturtulması, insanın tahtına da nefsinin oturtulması şeklinde tanımladı.

    Bugünün insanının, nefsi karşısında kontrol edebilecek iç mekanizmalardan yoksun bırakıldığını ve nefsin arzularına köle ve hazcı bir insan tipi yarattığını kaydeden Prof. Dr. Saffet Köse,  bunun arka planında da kiliseye karşı geliştirilen tepkinin olduğunu aktardı: “Bu sürecin arkasında, Peygamber Efendimiz peygamber olmadan aşağı yukarı 300 sene kadar önce Roma’da devlet dini haline gelen Hristiyanlığın teokratik düzen etrafında dini ve devleti tekeline almasıyla yaşanan felaket süreci var. İşte modernlik denildiğinde kilisenin uygulamalarına bağlı olarak dine karşı gelişen tepki sonucu Aydınlanma dönemi ile birlikte dinin mabede hapsedilmesi süreci anlaşılmalıdır. O andan itibaren modernlik bütün geleneksel yapıları parçalayarak her bir parçayı ayrı bir birim olarak kurgulamış durumdadır. Aslında Kur’ân’ın Sünnetten ayrılmasının da birçok sebebi arasında bu da vardır.”

    “Modernite aile kavramını ayrıştırıyor”

    Modernitenin aile kurumuna olan etkisine de değinen Prof. Dr. Saffet Köse,  “Parçalanmış yapılara örnek olarak hepimizin yaşadığı örneklerden söz etmek mümkündür. Mesela bunlardan birisi ailedir. Ailede kadın ayrı bir varlık olarak tartışılıyor, çocuk ayrı bir varlık olarak tartışılıyor, koca ayrı bir varlık olarak tartışılıyor ve her bir parça diğerinden bağımsız olarak ayrıştırılıyor. Yapıyı birbirine bağlayan değerler sisteminden kopuk parçalar zinciri doğuyor, aidiyetler ortadan kalkıyor ve boşluğa düşen bu parçalar yani insanlar üzerinden yeni aidiyetler kuruluyor böylece kendine yabancılaşan bir insan tipi oluşturulmaya çalışılıyor. ”dedi.

    “Sünnete itibar etmek Kur’ân’ın emridir.”

    Kur’ân ve Sünnetin korunmuş olmasının Muhammed ümmetinin ayrıcalığı olduğunu kaydeden Prof.Dr. Köse,  diğer ümmetlerin ne kitaplarını ne de peygamberlerinin yaşantısını koruyabildiklerini belirtti. Prof.Dr. Köse, “Oysa hem Kur’ân-ı Kerîm bir harfi bile değişmeden korunmuş hem de onun açıklaması ve uygulaması anlamına gelen sünnet kayda geçirilerek muhafaza altına alınmıştır. Bunun da delili yine Kur’an’dır. Birçok ayet, Hz. Peygambere itaati, ona ittiba’ı, onun örnek alınmasını ve onun hakemliğine başvurulmasını emretmektedir. Bu kavramların hepsi Hz. Peygamberin tanındığını, bilindiğini ve sünnetinin yaşadığını açıkça ifade eder. Çünkü bilmediğiniz, tanımadığınız birisine itaat edemezsiniz, izinden gidemezsiniz, model alamazsınız, hakemliğine başvuramazsınız. Onun hakemliğine başvurmak hayatta iken bizzat kendisine, vefatından sonra da sünnetine başvurmak anlamına gelir. Ayrıca bu kavramların tamamı bilinçli şekilde izinden gitme anlamını taşımaktadır.”  dedi.

    “Sünneti dışlarsanız, insanlar Deizme gidiyor diye dövünürsünüz”

    Günümüz Müslümanlarının bir ezilmişlik ve yenilmişlik sendromu içinde yaşadığına dikkat çeken Prof.Dr. Köse, bunun etkilerinin akademik alanda Kur’ân, Sünnet ve geleneğimize yaklaşımda da kendini gösterdiğini söyledi. Prof.Dr. Köse, “Sonuçta komplekse girip Kur’ân-ı Kerîm’de modernlik ile çatışan ahkâmı tarihsellik üzerinden okuyup Arap örfü ile sınırlandırırsanız, Sünnete şüphe düşürürseniz, mezhepleri yok sayarsınız, boşluğa düşürdüğünüz insanların neden peygambersiz tanrı inancı anlamına gelen deizme kaydığını görüp dövünürsünüz.  O yüzden bu geleneksel yapıların kendi değerler bütünlüğü içerisinde kendi iç dinamiklerine göre ele alınması lazım. Modern kültürün zihninizi işgal ettiği değerler dünyası üzerinden bunları ele almaya çalışırsanız birçok sıkıntı yaşarsınız.” diye konuştu.

     “Uluslararası hukukun kurucusu Peygamber Efendimizdir.”

    Günümüzde ortaya çıkan birçok hukuk teorisinin asırlarca önce Hz. Peygamberin bir hadisi üzerinden İslam hukukçularınca ortaya konulduğunu örneklerle aktaran Prof. Dr. Saffet Köse, Hz. Peygamber’in, hiç bir zaman ilk olarak savaşı başlatmadığını, savaşı haklı kılan bir sebep varsa; ordu komutanlarına sivil halka ve çevreye zarar verilmemesi konusunda sıkı talimatlar verdiğini bunun da takipçisi olduğunu söyledi.

    Hz. Peygamberin her şeyi yapabilecek kudretteki ordu ile Mekke'ye girdiğinde asla kan dökülmesine ve yağmalama yapılmasına müsaade etmediğini aktaran Prof.Dr.Köse,  “Sırf bu bile sünnetin değerini anlamaya yeter bir bilgidir. Hz. Peygamber, savaş esirlerinin bütün ihtiyaçlarının Müslümanlarca karşılanacağını, işkence yapılmayacağını, tecavüz edilemeyeceğini, tecavüzün Müslüman kadına yapılmış gibi değerlendirileceğini hükme bağladı. Bu hükümlerin bizzat takipçisi oldu.  İnsanlık bu hükümlere ancak 1907 Lahey, 1949 Cenevre sözleşmeleri ile ulaşabildi. Ama hiçbir zaman uygulanmadı. Sırf 1992 yılında Bosna-Hersek’de tecavüze uğrayan kadın sayısı 40.000’dir. Bu kadınlardan 15.000’i hamile kaldı. Aynı yıllarda Azerbaycan’ın Hocalı kentinde Ermeniler büyük katliamlar yaptı, bunların acısı hala yüreklerimizde. Bu sebeple uluslararası hukuku Kur’ân-Sünnet üzerinden Müslümanlar kurmuş ve bu da tek taraflı olarak uygulanmıştır. İnsanlık maalesef bugün bile bu noktaya gelememiştir.” dedi.

    “Afrin Harekâtındaki tavrımız sünnetin örneğidir”

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü Afrin Harekâtı ile ilgili Peygamberimizin sünneti üzerinden değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Saffet Köse, “Şimdi bizim askerlerimiz Afrin’de. Allah ordumuzu muzaffer kılsın. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ne diyor? ‘İstersek Afrin’e birkaç günde tankla gireriz. Ama sivillerin güvenliğini hesaba katıyoruz.’  diyor. İşte sünnet olan budur.” ifadelerini kullandı.

  • "TÜM YÖNLERİYLE KUDÜS GERÇEĞİ" PANELİ

    İzmir’de “Tüm Yönleriyle Kudüs Gerçeği” Paneli düzenlendi

     

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi “Tüm Yönleriyle Kudüs Gerçeği” konulu panele EV sahipliği yaptı. Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığına bağlı Enderun Öğrenci Topluluğu tarafından düzenlenen panelde, Kudüs’ün dinler için önemi, Mescid-i Aksa'nın durumu, tarihsel süreçte Kudüs’te yaşananlar ve günümüzde gelinen nokta masaya yatırıldı.

     

    Paneli, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tokaç, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Turan Gökçe, Genel Sekreter Nurettin Memur, akademisyenler ile öğrenciler takip etti.

     

    Panelin Moderatörlüğünü İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Bahçekapılı üstlenirken; Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Zakir Çoban ile Uluslararası Genç Aktivistler Derneği Genel Başkanı Erkan Helvacı da panelist olarak görüşlerini aktardı.

     

    İlk panelist olan Doç. Dr. Bekir Zakir Çoban, Kudüs’ün dinler için önemi üzerinde durarak tarihsel süreçte Yahudi kavimlerin Kudüs’le ilişkileri ve Hristiyanlar ile Yahudiler arasındaki husumetleri aktardı. Siyonizm’in ortaya çıkışını,  Arap-İsrail savaşlarını, 1917, 1947 ve 1967 tarihlerinin Yahudiler için önemini anlatan Çoban, Kudüs’ün Müslümanlar için önemine değindi. Doç.Dr.Çoban, Müslümanların Kudüs’ün fethinden sonra diğer dinlere adil davranışlarını tarihsel verilerle ortaya koydu. 

    Panelde konuşan, Uluslararası Genç Aktivistler Derneği Genel Başkanı Erkan Helvacı da Mescid-i Aksa’da yaşananları ele aldı. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın neden Müslümanlar için çok önemli olduğunu anlatan Helvacı, Filistin halkının uzun yıllardır bir dram yaşadığını, Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yaşanan olayların dünyaya farklı anlatıldığını söyledi.

     Helvacı; “Kudüs ve Mescid-i Aksa Müslümanlarındır. Ancak Mescid-i Aksa şu an bölünme planları, saldırı ve işgallerle karşı karşıyadır. Ayrıca İşgalci İsrail tarafından altına kazılan tüneller nedeniyle yıkılma tehlikesi bile gündeme gelmiştir.” dedi. Helvacı, Kudüs’ün ayrılmaz bir bütün olduğunu ve bağımsız Filistin’in başkenti olarak kalacağının altını çizdi.

     

  • İZMİR'DE ÖRNEK PROTOKOL

    “Öğrenciler anlattı, hocaları dinledi.”

    Öğrenci perspektifinden Hz. Peygamber’in Örnekliği

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla ortak bir panel düzenledi.

     ‘Hz.Peygamber’in Örnekliği’ başlığında düzenlenen panelde bu kez öğrenciler panelist oldu, hocaları da onların yorumuyla Hz.Peygamber’in hayatını dinledi.

    Önce İKÇÜ’de ardından DEÜ’de düzenlenen panellere İslami İlimler Fakültesi Öğrencileri, İhsan Bölükbaşı, Aynur Doğan, Ahmet Şimşek, Emre Öztürk panelist olarak katıldı.

    Panellerin Moderatörlüğünü ise İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse ile DEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Hakkı Şah Yasdıman yaptı. Etkinliği, Rektör Prof.Dr.Mehmet Tokaç, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe, İzmir İl Müftüsü Prof. Dr. Ramazan Muslu, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci takip etti.

    “Öğrencilerimizin dilinden Peygamber Efendimizi anıyoruz.”

    Panelin açış konuşması gerçekleştiren İKÇÜ Rektör Yardımcısı, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Saffet Köse, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile böylesine önemli bir haftada bir etkinlikte buluşmaktan duydukları mutluluğu paylaştı. Prof.Dr. Köse, “Öğrencilerimizin dilinden efendimizi anlamaya, anmaya, yaşamaya çalışacağız. Böylece iki fakültenin öğrencileri, hocaları ve iki fakülte arasındaki kurumsal ilişkinin güzel bir örneğini de sunmuş oluyoruz.” dedi.

    “İzmir’de örnek bir protokol.”

    DEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Hakkı Şah Yasdıman da İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi, DEÜ İlahiyat Fakültesi, İzmir Valiliği, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü ’nün ortak protokolle birçok etkinlik gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Prof.Dr. Yasdıman, “Böylece dört milyonluk İzmir’de din hizmetlerinde bulunan, gerek fakültelerimiz gerekse ilgili kurumlarımızın birlikte hareket ettiğini kamuoyuna göstermek istiyoruz. Bunu son derece önemsiyoruz.” diye konuştu.

    “Görmediği ümmetine dahi büyük bir merhametle yaklaşan bir Nebi.”

    Panelist olarak konuşan İhsan Bölükbaşı, Aynur Doğan, Ahmet Şimşek, Emre Öztürk, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in örnek kişiliğini ve hayat tarzını, bütün insanlığa, fert, aile ve toplum yapısına aktarmaya büyük ihtiyaç olduğunu vurguladı. O’nun söz, davranış ve uygulamalarıyla insanlık tarihine benzeri bulunmayan bir hayat tarzı ortaya koyduğunu aktaran öğrenciler, Hazreti Peygamber’in kendi hayatında hem ailesine, hem ashabına hatta görmediği ümmetine dahi büyük bir merhametle yaklaştığına işaret etti.  Konuşmalarda, O’nun örnekliğine her zamandan fazla ihtiyacımız olduğuna vurgu yapıldı.

       

HIZLI BAĞLANTILAR



Başa Dön